TRT Park, Ağrı’nın yıllardır bildiği, yolunu tarif etmekte zorlanmadığı, fakat hak ettiği karşılığı uzun süre alamayan alanlardan biri oldu. Şehrin merkezine yakınlığı, genişliği ve kullanım potansiyeli düşünüldüğünde burası sıradan bir mesire alanı değildi. Ailelerin yaz aylarında nefes alabileceği, çocukların güvenle oynayabileceği, gençlerin sporla buluşabileceği, insanların şehir telaşından uzaklaşıp birkaç saat huzur bulabileceği önemli bir alandı.
Ağrı’da sosyal alan ihtiyacı yeni bir mesele değil. İnsanlar hafta sonu ailesiyle gidecek yer arıyor. Gençler spor yapacak alan arıyor. Çocuklar güvenli oyun alanı arıyor. Yaşlılar oturup dinlenebilecekleri bakımlı mekanlar arıyor. TRT Park, bütün bu ihtiyaçlara cevap verebilecek kadar göz önünde bir yerdi. Buna rağmen yıllar içinde beklenen ilgiyi göremedi. Bir mesire alanı olarak şehre nefes aldırması gerekirken, bakımsızlıkla ve düzensizlikle anılır hale geldi.
TRT PARK’IN GEÇMİŞİNDE EMEK VAR
TRT Park’ın Ağrı’ya kazandırılması, dönemin Valisi Mehmet Tekinarslan döneminde atılan önemli adımlardan biriydi. Eski TRT verici istasyonu alanının düzenlenerek vatandaşın kullanımına açılması, Ağrı gibi sosyal alan imkanı sınırlı bir şehir için değerli bir karardı. O dönem Ağrı Belediye Başkanı Hasan Arslan başta olmak üzere kamu kurumlarının ve yerel yöneticilerin de bu sürece katkısı oldu.
Bu emeği teslim etmek gerekir. Çünkü bir şehrin hafızası, sadece bugünün hizmetleriyle oluşmaz. Geçmişte atılan adımlar, sonraki dönemlerde yeniden anlam kazanır. TRT Park da böyle bir alan. İlk kazandırıldığı gün de kıymetliydi, bugün yeniden ayağa kaldırılıyor olması da kıymetlidir.
Sonraki yıllarda TRT Park, zaman zaman sosyal ve kültürel etkinliklere ev sahipliği yaptı. Musa Işın döneminde geleneksel at yarışlarının bu alanda düzenlenmesi, parkın sadece piknik yapılan bir yer olmadığını gösterdi. Dr. Osman Varol döneminde de mahalli at yarışları ve çeşitli etkinliklerle alan yeniden şehir hayatının gündemine girdi. Bu programlar, TRT Park’ın Ağrı’nın kültürel ve sportif hafızasında yer tutabilecek bir potansiyele sahip olduğunu hatırlattı.
Demek ki mesele alanın bilinmemesi değildi. TRT Park biliniyordu. Halkın ilgisi vardı. Eksik kalan şey, bu ilgiyi sürekli ve bakımlı bir şehir hizmetine dönüştürecek güçlü sahiplenmeydi.
GÖZ ÖNÜNDEKİ SORUN UZUN SÜRE ÇÖZÜMSÜZ KALDI
TRT Park’ın yıllar içinde geldiği durum, Ağrı adına üzücüydü. Burası uzak, görünmeyen, kimsenin fark etmediği bir alan değildi. Şehrin gözünün önündeydi. İnsanların bildiği, geçmişte kullandığı, potansiyeli açıkça ortada olan bir mesire alanıydı.
Mustafa Koç’un Ağrı Valiliği döneminde de TRT Park’ın bu hali şehir hafızasında iyi bir görüntü bırakmadı. Beklenen müdahale yapılmadı. Ailelerin rahatça oturacağı, gençlerin spor yapacağı, çocukların güvenle oynayacağı bir yer olması gereken alan, bakımsız görüntüsüyle kaldı. Burada kişisel bir tartışmadan çok şehir yönetiminde süreklilik meselesi var. TRT Park gibi göz önündeki bir alan ihmal edildiğinde, sonraki yönetim önce tamirle ve toparlamayla uğraşmak zorunda kalıyor.
Eğer bu alan önceki yıllarda düzenli biçimde korunmuş, işletilmiş ve geliştirilmiş olsaydı, bugün Vali Önder Bozkurt belki yenileme için değil, daha ileri bir sosyal yaşam merkezi kurmak için mesai harcayacaktı. Ağrı’nın kaybı biraz da burada. Mevcut değerleri koruyamadığımızda, yeni hizmet üretmek kadar eskiyi ayağa kaldırmak için de enerji harcamak zorunda kalıyoruz.
VALİ ÖNDER BOZKURT GELDİ, GÖRDÜ VE EL ATTI
Vali Dr. Önder Bozkurt’un TRT Park’a yaklaşımını değerli kılan taraf tam da burada ortaya çıkıyor. Sayın Vali göreve geldikten sonra bu alanın mevcut halini gördü. Ağrı’nın merkezine yakın, halkın kullanması gereken, fakat oturulacak yer olmaktan uzaklaşmış bir mesire alanıyla karşılaştı. Beklemedi, ertelemedi, dosyaya bırakmadı.
TRT Park Mesire Alanı Yapım İşi için sözleşmenin imzalanması, temel çalışmalarının başlaması ve alanın yeniden düzenlenmeye alınması, bu yüzden sıradan bir çevre düzenlemesi olarak görülmemeli. Burada şehrin ihtiyacını görme ve insanın olduğu yere hizmet götürme anlayışı var.
Kamu hizmeti her zaman büyük binalarla ölçülmez. Bazen bir yürüyüş yolu, bir çocuk oyun alanı, temiz bir kamelya, güvenli bir spor sahası, vatandaşa çok daha doğrudan dokunur. Çünkü insan orada nefes alır. Çocuk orada oynar. Genç orada spor yapar. Aile orada birkaç saat huzur bulur.
Vali Bozkurt’un TRT Park hamlesi bu nedenle kıymetlidir. Projede kır lokantası, türkü evi, çocuk oyun alanları, gölet, satış büfeleri, açık ve kapalı kamelyalar, yürüyüş ve bisiklet yolları ile basketbol, voleybol ve futbol sahalarının yer alacak olması, işin basit bir yenilemeden ibaret olmadığını gösteriyor. Alan yeniden işlevlendiriliyor. Ağrı’nın ihtiyacı da tam olarak budur.
AÇMAK KADAR YAŞATMAK DA ÖNEMLİ
TRT Park’ın geçmişinden çıkarılacak en önemli ders şudur: Bir alanı açmak yetmez. Onu korumak, temiz tutmak, güvenli hale getirmek ve düzenli işletmek gerekir. Aksi halde en güzel proje bile zaman içinde yıpranır ve şehir için yük haline gelir.
Mehmet Tekinarslan döneminde bu alan Ağrı’ya kazandırıldı. Musa Işın ve Osman Varol dönemlerinde çeşitli etkinliklerle kullanıldı. Bugün Vali Önder Bozkurt gecikmiş bir ihtiyaca güçlü biçimde müdahale ediyor. Bu tabloyu böyle okumak daha hakkaniyetli olur.
Bundan sonrası da önemlidir. TRT Park tamamlandığında temizlik düzeni aksarsa, güvenlik zayıf kalırsa, çocuk oyun alanları bakımsız bırakılırsa, spor sahaları kontrolsüz kullanılırsa aynı noktaya geri döneriz. Ağrı bunu hak etmiyor.
Bu alanın bir bakım planı olmalı. İşletme düzeni olmalı. Etkinlik takvimi olmalı. Ailelerin rahatça gidebileceği bir güvenlik anlayışı kurulmalı. Gençlerin spor sahalarını kullanacağı sistem düşünülmeli. Kır lokantası ve türkü evi, gerçekten şehir kültürüne yakışır biçimde işletilmeli. Fiyat politikası da vatandaşın ulaşabileceği düzeyde tutulmalı.
TRT Park açılış günü kalabalık toplayan bir yer olarak kalmamalı. Yaşayan bir alan olmalı.
TRT PARK AĞRI İÇİN BİR SINAVDIR
TRT Park üzerinden aslında Ağrı’nın şehir yönetimi anlayışını da konuşuyoruz. Geçmişte doğru bir başlangıç yapılmış, fakat süreklilik sağlanamamış. Bir dönem etkinliklerle alan canlı tutulmaya çalışılmış, ama kalıcı bakım ve geliştirme eksik kalmış. Sonra göz önündeki bir alan bakımsızlığın sembolüne dönüşmüş. Bugün ise Vali Önder Bozkurt’un müdahalesiyle yeni bir sayfa açılıyor.
Bu yeni sayfanın kıymetini bilmek gerekir.
Önceki valilere ve kamu yöneticilerine, TRT Park’ı Ağrı’ya kazandırdıkları ve zaman zaman şehrin sosyal hayatına dahil ettikleri için teşekkür etmek gerekir. Vali Dr. Önder Bozkurt’a da ayrıca teşekkür etmek gerekir. Çünkü o, şehrin gözünün önündeki sorunu gördü ve ertelemedi. İnsanın olduğu yere hizmet götürmeyi tercih etti.
Ağrı’nın ihtiyacı biraz da bu bakıştır.
TRT Park tamamlandığında umarım artık bakımsızlığıyla değil, Ağrı’nın en güzel sosyal yaşam alanlarından biri olarak anılır. Aileler oraya güvenle gider. Çocuklar orada hatıra biriktirir. Gençler spor sahalarını doldurur. Şehir, uzun süredir eksikliğini hissettiği bir nefes alanına kavuşur.
Vali Önder Bozkurt’un başlattığı bu hamle doğru bir hamledir. Şimdi mesele, bu hamleyi tamamlamak ve yaşatmaktır. Ağrı bunu başarırsa TRT Park sadece yenilenmiş olmayacak; şehrin sosyal hafızasında yeniden hak ettiği yere oturacaktır.